Otizmin Belirtileri. Göz teması kurmama, kısa süreli kurma. İsmi ile seslenildiği zaman bakmama. Jest ve mimiklerin uygunsuz kullanma. Kendi halinde, kendi dünyasında görünme. Yaşıtlarına ilgisizlik, uygun akran ilişkisi geliştirememe. İnsanların yüzlerinden ziyade nesneler ve ayrıntılar ile ilgili görünme.
OtizmSpektrum Bozukluğu (OSB) Tanım – “ Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) “ ya da eski bilinen adıyla “ Yaygın Gelişimsel Bozukluk (YGB) “, çocukluk çağı nörogelişimsel bozukluklarından biridir. Belirtileri genellikle erken çocukluk döneminde başlar. Bazı çocukların gelişimi aksayarak ilerlerken, bazı çocuklar
OtizmSpektrum Bozukluğu, genel olarak belirtileri yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden; etkileşim ve iletişim alanında belirgin gecikme, sapma ve kısıtlayıcı ilgi alanları ile kendini gösteren karmaşık nörogelişimsel bir bozukluktur. Her coğrafyada ve her sosyoekonomik düzeyde görülebilmektedir.
Otizm, çoğu zaman 3 yaşından itibaren başlayan fakat daha erken ve yetişkin çağlarda da etkisi devam eden bir Yaygın Gelişimsel Bozukluktur. Otizm Spektrum Bozukluğuna spektrum denmesinin sebebi; otizmde görülen belirtilerin her çocukta farklı seviyelerde olmasıdır. Otizm 3 başlık altında incelenir: Otizm. Klasik otizm de
çalışmada otizm spektrum (OSB) bozukluklarının da OKB’de yaygın bir (2, 19) psikopatoloji olduğu ortaya konmuştur. OSB prevalansı normal popülasyonda %0,07–1,8 arasında değişen oranlarda görülürken (22– 24); OKB’de otizm spektrum bozukluğu görülme oranı %4–8 olarak bildirilmektedir (19, 25–27).
CFtHmdw. Otizm spektrum bozukluğu OSB, karsılıklı sosyal iletişim ve etkileşimdeki yetersizlikler; tekrarlayıcı, sınırlı ve basmakalıp davranışlar, etkinlikler ve ilgilerle tanımlanan genel olarak üç yasından önce beliren ve yasam boyu süren nörogelisimsel bir bozukluktur Boyd ve Shaw, 2010; Ekinci, Sabuncuoğlu ve Berkem, 2009; Heward, 2007; Landa, 2007. OSB tanısı bulunan bireylere sunulan uygulama ve teknikler genellikle bu tanıdaki bireylerin yetersizlik gösterdikleri sosyal gelişimi, dil gelişimi, sözel olmayan iletişim, oyun ve davranış yönetimi gibi alanlardaki becerilerin öğretimine odaklanarak bu bireylerin bağımsız yasamlarına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır [National Autism Center NAC, 2010].Günümüzde OSB tanısı alan birey sayısının giderek artması, bu bireylerin daha erken yaslarda tanılanmaya ve eğitim almaya baslaması bu tanıdaki bireylere hizmet sunan uygulamacı sayısında artışa dolayısıyla da uygulama çeşitliliğine neden olmuştur Detrich, 2008; NAC, 2010. Bu durum hem aile üyeleri hem de uzmanların en etkili uygulamayı seçme gereksinimini ortaya çıkarmıştır Odom ve Strain, 2002; Odom ve arkadasları, 2005. Bu gereksinimin, etkili olduğu ortaya konmuş bilimsel dayanaklı uygulamalardan yararlanılarak karsılanabileceği konusunda uzlaşılmış, bu da çeşitli kuruluşların bu uygulamaların neler olduğuna iliskin çalısmalar yapmasına ön ayak dolmuştur NAC, 2010.Bilimsel dayanaklı uygulamaları belirlemek için çeşitli kuruluşlar National Autism Center–NAC, National Professional Development Center-NPDC tarafından yapılan çalısmalarda bu uygulamalardan birinin öykü temelli uygulamalar olduğu ortaya konulmustur. Öykü temelli uygulamalar, Ulusal Standartlar Projesi ve Amerikan OSB Mesleki Geliştirme Merkezi tarafından hedef davranısa iliskin sosyal durumun betimlendiği belli bir formatta yazılan öykülerin, yazılı senaryoların ya da karikatürle iletisim comic strip conversations gibi yazılı metinlerin öğretim amaçlı kullanıldığı uygulamalar olarak tanımlanmıstır. Sosyal öykü uygulamaları ise bu uygulamalar arasında en bilinen ve yaygın olarak kullanılandır. Bu çalısmanın amacı OSB tanısı bulunan bireyler için etkili olduğu kanıtlanmıs sosyal öykü uygulamalarını tanıtarak sosyal öykülerin yararları ve sınırlılıkları, yazımı ve cümle türleri, öyküyü yazma asamaları, öykünün uygulanması, sosyal öykü arastırmaları ve özellikleri konularına iliskin açıklamalarda bulunmak, bu açıklamalar ısığında uygulamacı ve arastırmacılara öneriler Gray ilk kez 1991 yılında beden eğitimi sınıfındaki bir öğrencisiyle yasadığı zorluklar nedeniyle kuralları ve doğru tepkileri tanımlayan bir öykü yazmıs ve bu öykü sonrasında öğrencisinin kuralları ve kendisinden beklenen tepkileri daha iyi anladığını, sınıftaki etkinliklere daha etkin katıldığını görmüstür. Bu deneyim Gray’e sosyal becerilerde yetersizlik gösteren bireyler için öykülerin etkili bir sekilde kullanılabileceğini göstermistir Feinberg, 2001.Sosyal öyküler, OSB tanısı bulunan bireylere sosyal durumları açıklamak, sosyal becerileri öğretmek ve çocukların karsılastıkları sosyal durumlara uygun tepkide bulunmalarını sağlamak amacıyla yazılır. Bu öyküler belli bir formatta, kurallı yazılan ve söz konusu beceri, olay ya da durumu nesnel olarak tanımlayan, kurgusal, kısa öykülerdir Barry ve Burlew, 2004; Gray, 1998; Gray ve Garand, 1993; Scattone, 2002; Wheeler, 2005. Gray ve Garand 1993 sosyal öykülerin özellikle OSB tanısı bulunan bireyler için ev ya da okuldaki rutinleri açıklamak, rutindeki değisikliklere uyumu kolaylastırmak, baskalarının davranıslarının nedenlerini açıklamak, yeni sosyal ve akademik beceriler öğretmek, doğum günü, gezi, yangın gibi özel olayları açıklamak ve bireyin basarılarının farkına varmasını sağlamak gibi farklı amaçlar için yazılabileceğini sosyal davranıs ve normlara iliskin kisisel mesajlar içeren bu öykülerde, bireyin karmasık bir sosyal durumda ya da ortamda nasıl davranması gerektiğine iliskin ipuçları sunularak birey yasadığı sosyal sorunu çözebilecek temel karakter olarak gösterilir Gray, 2002; Quirmbach, 2006; Wheeler, 2005. Bu bağlamda sosyal öykülerle, sosyal farkındalığın arttırılmasıyla sosyal algılamadaki olası eksiklik, yanlıslık ve yetersizliklerin azaltılması hedeflenir Delano, 2003. Sosyal öyküler ayrıca kim, ne, nerede, ne zaman ve niçin sorularına yanıt vererek olası karmasık öğretimsel etkilesimleri azaltır ve sosyal etkilesim için uygun ve gerekli bilgileri sunar Gray ve Garand, 1993; Quirmbach, 2006. Sosyal öykülerin bu özellikleri, tahmin edilebilir durumlarda daha uygun tepkide bulunan, rutinlerdeki değisikliklerde ve etkinlik geçislerindeki belirsizliklerde daha yoğun davranıs problemleri sergileyen OSB tanısı bulunan bireylerde uygulamanın etkililiğini arttırmaktadır. Ek olarak, OSB tanısı bulunan bireylerin görsel ipuçlarına daha duyarlı olması ve sosyallesmek için adım adım tanımlanan sosyal bilgilere daha fazla gereksinim duyması da uygulamanın bu bireylerde etkili olmasını sağlamaktadır Andrews, 2004; Graetz, 2003; Quirmbach, 2006; Scattone, 2002; Smith, 2001; Toplis ve Hadwin, 2006.Anne-babalar, öğretmenler, komsular, konusma terapistleri, doktorlar, büyükanne ve büyükbabalar, kardesler ve akranlar gibi çocukla etkilesimde bulunan ya da yasayan herkes tarafından yazılabileceği vurgulanan sosyal öyküler Reynhout ve Carter, 2007; bilgisayar destekli teknolojilerle Hagiwara ve Myles, 1999, video modelle Sansosti ve Powell-Smith, 2008 ya da müzik esliğinde Brownell, 2002 sunulabilen; yalnızca genel ya da özel eğitim sınıflarında değil, ev ortamında da kullanılabilen, OSB tanısı bulunan bireylerde etkili olduğu ortaya konmus uygulamalardan biridir Hagiwara ve Myles, 1999; Kuttler, Myles ve Carlson, 1998; Norris ve Dattilo, 1999; Rowe, 1999; Simpson, 1993; Swaggart ve arkadasları, 1995.Sosyal Öykülerin Yararları ve SınırlılıklarıSosyal öykülerin yararları a görsel uyaranlar içermesi Gray, 2002, b her öğrencinin bireysel özellikleri, gelisimi ve gereksinimleri doğrultusunda yazılması Gray, 2002, c bir kez yazıldıktan sonra tekrar tekrar sunulabilmesi Andrews, 2004, d akademik, sosyal ve uyumsal becerilerin öğretiminde ve davranıs problemleriyle basa çıkmada etkili olarak kullanılabilmesi Gray ve Garand, 1993, e tek bir sosyal öyküyle birden fazla becerinin öğretimine izin vermesi Washburn, 2006, f hem okullarda genel ve özel eğitim uzmanları tarafından hem de okul dısı ortamlarda anne-babalar, kardesler ve bakım sağlayıcılar ve uzmanlar tarafından kolayca kullanılabilmesi Delano ve Snell, 2006; Hagiwara ve Myles, 1999; Kuttler ve arkadasları, 1998; Norris ve Dattilo, 1999; Olçay-Gül, 2012; Swaggart ve arkadasları, 1995, g öğrenilen becerilerin öğretim sona erdikten sonra korunmasında, farklı ortam, kisi ve araç-gereçlere genellenmesinde etkili olması Croizer ve Tincani, 2006; Delano, 2003, Graetz, 2003; Keyworth, 2004; Olçay-Gül, 2012 ve h maliyet açısından verimli olması Quirmbach, 2006 olarak sıralanabilir. Sıralanan bu yararlar sosyal öykü kullanımının giderek yaygınlasmasında ve etkili sonuçlar elde edilmesinde önemli rol öykülerin sağladığı yararların yanı sıra sınırlılıkları da bulunmaktadır. Bu sınırlılıkların belli baslıları ise sosyal öykülerin a genellikle sınırda zekâ ya da hafif düzeyde zihinsel yetersizlik tanısı olan bireyler IQ 69 ve üzeri gibi yüksek islevli bireylerde etkili olması Gray, 2002 ve b okunulanı iyi düzeyde anlama becerisini sosyal öyküyü okuması beklenen katılımcılarda ise iyi düzeyde okuma becerisi gerektirmesidir Gray ve Garand, 1993; Wheeler, 2005.Sosyal Öykülerin Yazımı ve Cümle TürleriGray 2002, sosyal öykü yazmayı, ürünle sonuçlanan bir süreç olarak tanımlamakta; bu süreçte belli kurallara uyulması gerektiğini, bu kuralların sosyal öyküleri geleneksel beceri analizlerinden ve diğer görsel stratejilerden ayırdığını belirtmektedir. Sosyal öykülerin yazımında dikkat edilmesi gereken kurallardan en önemlisi öykülerdeki cümle türleri ve cümle türlerinin oranlarına iliskin kurallardır. Gray ve Garand 1993’e göre sosyal öyküler a betimleyici, b yansıtıcı, c yönlendirici ve d doğrulayıcı cümle olmak üzere dört çesit cümleden olusmaktadır. 1990’larda tanımlanan dört cümleye daha sonraki yıllarda Gray tarafından isbirlikçi cümle ve kontrol cümlesi olmak üzere iki cümle çesidi daha eklenmistir Carbo, 2005. Tablo 1’de sosyal öykülerin yazımında kullanılan cümle türleri tanımlanmıstır. Temel bir sosyal öyküde betimleyici, yansıtıcı, yönlendirici ve doğrulayıcı cümle türlerinin yer alması gerekmektedir. Cümle türleri kadar cümle türlerinin öykü içindeki oranı da sosyal öykü yazımında dikkat edilmesi gereken bir diğer kuraldır. Bir yönlendirici cümle için öyküde iki-bes betimleyici, yansıtıcı ve/veya doğrulayıcı cümlenin bulunması gerekmektedir Gray, 2000; Gray ve Garand, 1993; Spencer, Simpson ve Lynch, 2008. Temel bir sosyal öykünün içeriğine ek olarak öyküde kontrol cümlesi ve isbirlikçi cümle de yer alabilir. Kontrol ve isbirlikçi cümlenin yer aldığı bir öyküde ise, bir yönlendirici ya da kontrol cümlesi için iki-bes betimleyici, yansıtıcı, doğrulayıcı ya da isbirlikçi cümlenin bulunması gerekmektedir Gray, 2002. Son zamanlarda bu oranlamada bir uyarlamaya gidilmis, her iki ya da daha fazla betimleyici, yansıtıcı, doğrulayıcı ya da isbirlikçi cümle için öyküde bir tane yönlendirici cümle ya da kontrol cümlesinin yer alabileceği belirtilmistir Carbo, 2005.Sosyal öyküler parçalı ve tamamlanmıs olmak üzere iki sekilde yazılabilir. Parçalı sekilde yazılan öykülerde, öyküdeki cümlelerden herhangi birinin bir bölümü bos bırakılır. Bu bölümü bireyin doldurması beklenir Gray, 2002. Bu cümleler bireyin tahminde bulunma becerisinin gelismesine katkıda bulunur ve genellikle bilissel düzeyi iyi olan bireyler için kullanılabilir Carbo, 2005. Örneğin, “Yemeğimi yerken bana .......................... yardım eder.” Tamamlanmıs sekilde yazılan sosyal öykülerde ise, cümleler bosluk bırakılmadan, eksiksiz olarak yazılır Gray, 2002; Spencer ve arkadasları, 2008. Đkinci kullanıma “Yemeğimi yerken bana annem yardım eder.” ifadesi örnek olarak Öykü Yazma AsamalarıSosyal öykü yazmanın asamaları Gray 2002 tarafından sıralanan dört grupta toplanmıstır a hedef davranısı belirleme, b bilgi toplama, c öyküyü yazma, d öyküye uygun bir baslık koymadır. Hedef Davranısı Belirleme Sosyal öykü ile kazandırılması ya da ortadan kaldırılması hedeflenen durum Örneğin; paylasma, izin alma, sıraya girme, iletisim baslatma gibi sosyal beceriler ya da parmak emme, nesne fırlatma, çığlık atma gibi uygun olmayan davranıslar için hedef davranıs belirlenir. Hedef davranıs belirleme süreci herhangi bir davranıssal programa baslamadan önce izlenen hedef davranıs belirleme sürecinden farklılık göstermez. Hedef davranıs belirleme sürecinde gözlem, görüsme ya da islevsel bir davranıs değerlendirme ölçeği Toplama Hedef davranıs belirlendikten sonra, uygulamacı davranıs ve durum ile ilgili bilgi toplar. Durumun nerede ve ne zaman ortaya çıktığı, kimlerin bu süreçte yer aldığı, olayın nasıl ve neden gerçeklestiği ve nelerin olduğuna iliskin sorulara yanıt verebilecek bilgilerin toplanması gerekmektedir Quirmbach, 2006. Bireyin öğrenme tarzı, okuma yeteneği, dikkat süresi ve ilgileri gibi sosyal öykülerin amaca ulasmasında önemli yer tutan konularda da gerekli bilgiler toplanmalıdır Feinberg, 2001. Bu bilgiler anne-baba, kardes, uzman ya da mümkün olduğunda bizzat kisinin kendisi ile görüsülerek toplanabilir ya da gözlemler Yazma Sosyal öyküler bireyin öğrenme özellikleri, gereksinimleri, ilgileri ve yeterlilikleri doğrultusunda ortalama 5-10 cümle arasında yazılır. Öyküdeki toplam cümle sayısı ve cümlelerin sayfalara göre dağılımı kisilerin düzeylerine göre farklılık gösterebilir. Otizmden hafif düzeyde etkilenmis bir birey için yazılan bir sosyal öyküde bütün cümleler tek bir kâğıt üzerinde bulunabilirken, otizmden orta ve ileri düzeyde etkilenmis bir birey için her cümlenin ayrı bir sayfaya yazıldığı bir kitapçık hazırlanması gerekebilir. Her bir cümlenin ayrı bir sayfada sunulduğu sosyal öykülerin, bireye sunulan uyaran miktarını azalttığı ve öykünün anlasılırlığını arttırdığı ifade edilmektedir Andrew, 2004. Hazırlanan öykülerin bilgisayar ortamına aktarılarak ve resim, çizim, fotoğraf gibi görsel uyaranlar kullanılarak sunulması da mümkündür. Sosyal öykülerin yazımında dikkat edilmesi gereken özellikler Tablo 2’de sıralanmıstır Gray, 2002.Öyküye Uygun Bir Baslık Koyma Bir sosyal öykünün baslığı öykünün özünü ve içeriğini açıkça ortaya koymalıdır. Bazen herhangi bir davranısa –olumlu ya da olumsuz- yapılan atıflar bir sosyal öykünün baslığı olabileceği örn., “Merhaba demenin önemi” gibi bazen de öykünün yanıt vermek üzere yazıldığı bir soru örn., “Sabah kalkınca ne yaparız?” öykünün baslığı olabilir. Bir cümle ya da bir soru olarak baslık öyküdeki en önemli bilgiyi anımsatıcı ve açıklayıcı olmalıdır Feinberg, 2001; Gray ve Garand, 1993.Sosyal Öykünün UygulanmasıSosyal öykü sıralanan özellikler doğrultusunda yazıldıktan sonra uygulama sürecine geçilir. Gray 2002 sosyal öykülerin sıralanan üç asamada uygulanmasını önermektedir a sosyal öyküyü sunma, b sosyal öyküyü gözden geçirme ve c sosyal öyküyü Öyküyü Sunma Sosyal öyküler bireyin kendini rahat ve güvende hissettiği bir ortamda ve birey hedef davranısı sergileyebileceği ortama girmeden hemen önce sunulmalıdır. Sosyal öykü, birey üzüntülü ve sinirli iken ya da kötü ve can sıkıcı bir olay yasadıktan hemen sonra sunulmamalıdır. Ayrıca, sosyal öyküyü hatalı bir davranısın ardından ceza olarak sunmak da uygun değildir. Sosyal öykü çocuğa sunulacağı zaman dürüst olunmalı, bu sürecin planlı ve yapılandırılmıs olduğu “Bu öyküyü senin için yazdım.” ya da “Öğle yemeği ile ilgili bir öyküm var. Simdi bu öyküyü okumanın tam zamanı.” gibi ifadelere yer verilerek belirtilmeli ve ardından öykü sunulmalıdır. Gray 1995 sosyal öykülerin a okuma bireyin kendisi ya da çevresindeki bireylerin okuması, b sesli kaset ve c videokaset olmak üzere üç farklı biçimde sunulabileceğini belirtmistir. Sosyal öykü sunulduktan sonra ise, öykünün anlasılıp anlasılmadığını değerlendirmek için “ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden, kim” gibi okuduğunu anlama sorularına yer verilmelidir Gray, 2002; Quirmbach, 2006; Scattone, Tingstrom, Wilczynski ve Rabian, 2006. Sekil 2’de sosyal öyküyü sunma akıs seması Öyküyü Gözden Geçirme Bu asama sosyal öykünün uygulanmasındaki en önemli asamadır. Bu asamada öykü uygulamacı tarafından bireye sunulduktan sonra, bireyin çevresindeki diğer kisilerden de öyküyü bireye sunarak gözden geçirmeleri ve öyküye iliskin aksaklıkları, eksiklikleri ya da yanlıslıkları belirlemeleri istenir. Böylece öykünün içeriğinde gerekli düzeltmeleri yapmak ve öykünün farklı durum, ortam ve kisilere genellenmesini sağlamak da mümkün olabilir Gray, 2002.Sosyal Öyküyü Siliklestirme Birey kendisinden beklenilen davranısı sosyal öykü okunmadan gerçeklestirinceye değin sosyal öykü siliklestirilerek sunulmaya devam edilir Andrews, 2004. Sosyal öyküyü siliklestirmek ve bireyin bağımsızlığını arttırmak için kullanılabilecek iki strateji vardır Gray, 2002. Birey bir davranıs ya da beceriyi sergilemeye basladıktan sonra sosyal öyküdeki yönlendirici cümleler öyküden çıkarılabilir ya da bu cümleler bosluklu, “........................” lı cümleler seklinde yazılabilir, bireyden bu cümleyi tamamlaması istenebilir. Ancak cümlelerin atılması ya da düzenlenmesi sırasında meydana gelecek değisiklikler OSB tanısı bulunan bireylerin yeniliklere açık olmamaları nedeniyle rahatsız edici olabilir. Bu gibi durumlarda öyküyü siliklestirmek için diğer strateji kullanılmalıdır. Diğer siliklestirme stratejisi ise, orijinal öyküde değisiklik yapmak yerine öykünün sunumu ile değerlendirme arasında geçen süreyi değistirmektir. Dolayısıyla, öykünün uygulanması için hazırlanan zaman çizelgesinde değisiklikler yapılabilir. Öykünün her gün değil haftada üç ya da dört kez okunması bu uygulamaya örnek olarak Olcay-Gül, S., Tekin-Iftar, E. 2012. Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireyler için Sosyal Öykülerin Kullanımı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 132, 1-20.
Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği, otizm spektrum bozukluğu, öğrenme güçlüğü, görme ve işitme yetersizliği olan ve kaynaştırma eğitimlerine devam eden öğrencilerimize yönelik 5 ders için Türkçe, Matematik, Hayat Bilgisi, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler genel eğitim müfredatlarındaki kazanımlara hizmet eden etkinlik sayfaları tasarlanmaktadır. Etkinlik sayfalarından Matematik dersine ait "Matematiğe Hazırlık Ünitesi"nin etkinlik sayfaları şu şekildedir Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 1. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 2. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 3. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 4. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 5. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 6. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 7. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 8. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 9. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 10. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 11. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 12. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 13. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 14. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 15. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 16. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 17. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 18. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 19. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 20. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 21. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 23. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 24. Konu ulaşmak için tıklayınız. Uyarlanmış Etkinlikler UYET Matematik 1. Ünite 25. Konu ulaşmak için tıklayınız.
Daha önce yaygın gelişimsel bozukluklar olarak bilinen Otizm Spektrum Bozukluğu, sosyal iletişimde bozulmalar ve sınırlı, tekrarlayan davranışlarla karakterize edilen, poligenik kalıtım gösteren, nörogelişimsel bir bozukluktur. Otistik Bozukluk, üç alanda bozulma ile karakterizedir. Sosyal iletişim, kısıtlı ve tekrarlayan davranışlar ve anormal dil gelişimi ve kullanımı. Otizm Spektrum Bozukluğu’nun daha az kapsamlı formu olan Asperger Bozukluğu’nda, dil bozukluğu bir tanı ölçütü olarak değerlendirilmemekteydi. Anormal dil gelişimi ve kullanımı artık Otizm Spektrum Bozukluğu’nun ana özelliği olarak kabul edilmemektedir. Otizm Spektrum Bozukluğu tipik olarak yaşamın ikinci yılında belirgindir ve ciddi vakalarda, sosyal etkileşim alanında yaşından beklenen gelişimin olmayışı ilk yıl içinde fark edilebilir. Ancak, daha hafif vakalarda, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun tipik bozulmaları birkaç yıl daha tespit edilemeyebilir. Dil gelişiminde bozulma, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun bir ana tanı kriteri olmamasına rağmen, 12 ile 18 aylar arasında dil gelişiminin olmayışı veya gecikmesinin ve sosyal alanda bulunan kısıtlılığın Otizm Spektrum Bozukluğu’nun haberci Spektrum Bozukluğu vakalarının yaklaşık % 25 kadarında bir miktar dil gelişimi görülür ve daha sonra kaybolur. Normal zihinsel fonksiyonu ve dil işlevinde hafif bozukluğu olan çocuklarda Otizm Spektrum Bozukluğu akademik ve sosyal taleplerin arttığı orta çocukluğa kadar tanımlanamayabilir. DSM-5 kriterlerini karşılayan Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip çocukların yaklaşık üçte birinde zihinsel engellilik bulunduğu belirtilmiştir. El çırpma, parmak üzerinde yürüme ve garip oyunlar gibi tekrarlayıcı davranışlar sergileyen Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar, bu tür davranışlar göstermeyen çocuklara göre daha erken yaşta tanı Spektrum Bozuklukları’nın Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık % 1 tahmini güncel yaygınlığı ile son yirmi yıl içinde arttığı tespit Spektrum Bozukluğu erkeklerde kızlara göre dört kat daha sık teşhis ve ikiz çalışmaları Otizm Spektrum Bozukluğu’nda genetik geçişin önemli olduğunu göstermektedir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan iki veya daha fazla çocuklu ailelerde, hastalığa sahip olan çocuğun kardeşlerinde de görülme olasılığında % 50 artış olduğu belirtilmektedir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bir çocuğun kardeşlerinde, Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı almasa bile çeşitli iletişim ve sosyal becerilerinde gelişimsel bozukluk riski Spektrum Bozukluğu, genlerin ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu oluşan, nöronal fonksiyonları ve değişen nöronal bilgi işlemeye katkıda bulunan çeşitli biyobelirteçler ile ilişkilidir. Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı konulan bebeklerde, beklenenden daha yüksek oranda doğum öncesi ve doğum sonrası komplikasyonlar görülmektedir. Yeni doğanda Otizm Spektrum Bozukluğu ile ilişkili olduğu bilinen en önemli prenatal faktörler ileri anne ve baba yaşı, gebelik sırasında kanama, gebelik diyabeti ve ilk çocuk olma durumu önceden tanımlanmış Otistik Bozukluk’u olan çocukların % 10-83’ünde çeşitli EEG anomalileri bulunmuştur. Sosyal İletişim ve Etkileşimde kalıcı yetersizlikler Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda karakteristik olarak yaşından beklenen düzeyde karşılıklı sosyal beceriler ve spontan sözsüz sosyal etkileşim bulunmamaktadır. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bebekler sosyal gülümseme geliştiremeyebilirler ve daha büyük bebeklerde bakım verene karşı uygunsuz vücut duruşu bulunabilmektedir. Diğer çocuklara oranla daha az sıklıkta ve zayıf göz teması, çocukluk ve ergenlik döneminde sık görülür. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların sosyal gelişiminde bağlanmanın hiç olmaması değil ancak atipik olması karakteristiktir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar hayatlarındaki önemli kişileri ebeveyn, kardeş ve öğretmen belirleyemez ya da ayırt edemezler ve diğer taraftan yabancılarla bırakıldıklarında yaşıtları kadar güçlü tepki göstermeyebilirler. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar genellikle rutinleri bozulduğunda aşırı kaygı hisseder ve gösterirler. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda özellikle yüksek fonksiyonlu olanların okul çağına geldiklerinde sosyal becerileri artabilir ve sosyal çekilmeleri daha az belirgin olabilir. Bununla birlikte, akranları ile spontan oyun kurmada ve arkadaşlığın gelişmesinde ihtiyaç duyulan sosyal becerilerinde bulunan yetersizlik kalıcıdır. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların sosyal davranışları genellikle garip ve uygunsuz olabilir. Okul çağında bulunan daha büyük çocuklarda, sosyal alanda bozulmalar, karşılıklı konuşmayı takip edip, sürdürmekte beceriksizlik, ortak ilgilerin paylaşımında, iletişim halindeyken yüz mimiklerinin ve vücut hareketlerinin kullanımında yetersizlikler görülmektedir. Bilişsel olarak, Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar sözel akıl yürütme becerisini gerektiren işlerden daha çok görsel-uzamsal görevlerde daha yeteneklidirler. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarla ilgili önemli bilişsel gözlemlerden biri de duyguları anlamlandırma ya da diğer insanların duygusal durumlarını anlama yeteneklerinin bozulmuş olmasıdır. Bu da Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerde başkalarının motivasyonlarını, niyetlerini anlamada "zihin teorisi" zorluğa ve empati geliştirmelerine engel olmaktadır. Bu durum başkalarının toplumsal davranışlarını yorumlamada zorlanmaya ve toplumsal karşılıklılığın eksikliğine yol Spektrum Bozukluğu olan bireyler genelde arkadaşlık kurabilmeyi arzu ederler ve yüksek işlevli otizme sahip olan çocuklar, akranlarının duygularına ve hissettiklerine karşılık verirken spontanlığın ve beceri eksikliğinin arkadaşlık ilişkileri geliştirmelerine engel olduğunun farkındadırlar. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar çoğu zaman onlardan genel faaliyetlerine uyumluluk bekleyen akranları tarafından dışlanır, kaçınılan kişi olma konumunda kalırlar ve davranışlarının uygunsuz ve garip olduğu deneyimini yaşarlar. Otizm Spektrum Bozukluğu olan yetişkinler ve ergenler genellikle romantik ilişki yaşamayı arzu ederler ve bazıları için sosyal yetkinlik ve becerilerinde artış uzun süreli ilişkiler geliştirmelerine olanak sağlar. Kısıtlı ve Tekrarlayıcı Davranış Kalıpları, İlgi alanları ve Etkinlikler Yaşamın ilk yıllarından itibaren, Otizm Spektrum Bozukluğu olan bir çocukta, kendiliğinden gelişmesi beklenen keşif oyunu kısıtlı durumdadır. Oyuncak ve nesneler tipik olarak kullanılmak yerine sembolik özellikleri göz ardı edilerek ritualistik bir şekilde kullanılmaktadır. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar, taklit oyunlarını veya soyut pandomim oyunlarını genellikle yaşıtlarında spontane olarak görülen seviyede oynayamazlar. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların faaliyetleri ve oyunları akranlarının oyunlarına göre daha katı, tekrarlayıcı ve tekdüze bir biçimde görülebilir. Törensel ve kompulsif davranışlar, erken ve orta çocukluk döneminde sık görülür. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların genellikle, döndürerek, sallayarak, vurarak oynamaktan ve suyun akışını izlemekten zevk aldıkları görülmektedir. Nesneleri sıraya dizme gibi kompulsif davranışlar ve belirli bir cansız nesneye güçlü bir şekilde bağlanmaları Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar arasında nadir değildir. Ciddi zihinsel yetersizliği olan Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip çocuklarda kendi kendini uyarıcı ve zarar verici davranışlar sık görülmektedir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar genellikle farklı durumlar arası geçişleri ve değişiklikleri korkutucu bulmaktadırlar. Yeni bir eve taşınmak, odada bulunan eşyaların yerini yeniden düzenlemek veya banyodan önce yemek yeme alışkanlığının değişimi gibi rutin dışına çıkmak Otizm Spektrum Bozukluğu olan bir çocukta panik, korku, ya da öfke nöbetlerini tetikleyebilir. Dilin gelişimi ve kullanımında bozukluk Dil gelişiminin gecikmesi kadar dil gelişiminde anormallik de Otizm Spektrum Bozukluğu’nun daha ağır alt tiplerinin özelliğidir. Şiddetli Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda kelime dağarcığı fazla olsa da, bu kelimeleri bir araya getirerek anlamlı cümleler kurmakta ve sıralamakta büyük zorluk çekerler. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda akıcı konuşmanın gelişiminde gecikme olması, konuşmalarında tipik prozodi ve çekim olmadan da bozukluk hakkında bilgi verebilir. Yaşamın ilk yılında mırıldanmanın tipik bir modeli çok az bulunabilir ya da mevcut olmayabilir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bazı çocuklar sesi iletişim amacı olmadan, çığlık, tıkırdama ya da basmakalıp şekilde anlamsız heceler şeklinde kullanabilirler. Küçük çocukların çoğunluğunda alıcı dil, ifade edici dilden daha gelişmiş düzeydedir, Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklar ise anladıklarından daha fazlasını ifade ederler. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bir çocuk bir kez kullandığı bir kelimeyi bir hafta, bir ay veya yıllar boyunca kullanmayabilir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların konuşmaları ekolali ya da bağlamın dışında kalıplaşmış ifadeler içerebilir. Bu dil kalıpları sıklıkla zamirler ile ilişkilidir. Otistik bozukluğu olan bir çocuk oyuncak isteyeceği zaman “Sen oyuncak istiyorsun.” diyebilir. Artikülasyon zorlukları da yaygındır. Otistik Bozukluğu olan birçok çocuk konuşurken kendine özgü bir ses ve ritim kullanır. Otistik çocukların yaklaşık % 50’sinde işe yarar bir dil hiçbir zaman gelişmez. Zekası yüksek olan bazı çocuklarda numaralara ve harflere özel bir ilgi bulunmaktadır. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların bir kısmının özel bazı alanlarda üstünlükleri veya özel yetenekleri vardır. Örneğin, okul çağı öncesinde genellikle şaşırtıcı derecede akıcı bir şekilde okumayı öğrenebilirler hiperleksi. Birçok kelimeyi okuyabilen Otizm Spektrum Bozukluğu olan küçük çocukların çoğunluğu okuduklarını anlamazlar. İrritabilite Geniş tanımıyla irritabilite, agresyon, kendine zarar verme davranışı ve şiddetli öfke nöbetlerini içerir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde bu olgularla sıkça karşılaşılır. Şiddetli öfke nöbetlerini bastırmak ve kendine zarar verici davranışlarını kontrol altında tutmak genellikle zordur. Bu belirtiler genellikle bir aktiviteden diğerine geçiş, çocuklardan oturmaları gibi bir beklentinin olduğu sınıf ortamı veya koşmak istedikleri halde durmalarının beklendiği günlük hayat koşullarında meydana gelmektedir. Düşük işlevsellik ve zihinsel yetersizlikleri olan Otizm Spektrum Bozukluğu tanılı çocuklarda agresyon, bariz bir tetikleyici ya da bir amaç olmadan beklenmedik bir şekilde ortaya çıkabilir; cilt yolma, kafa vurma veya kendini ısırma gibi kendine zarar verici davranışlar da gözlemlenebilmektedir. Duygudurum ve Duygulanımda Değişkenlik Otizm Spektrum Bozukluğu olan bazı çocuklar belirgin bir nedeni olmayan ağlama ve gülme krizleri gibi ani ruh hali değişiklikleri gösterirler. Çocuk, duygudurumu ile ilgili olan düşüncelerini açıklayamadığında bu krizlerin nedenini öğrenmek zor olmaktadır. Duyusal Uyaranlara Verilen Yanıt Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların bazı uyaranlara aşırı tepki verdiği, bazı uyaranlara ise ses ve ağrı gibi beklenenden daha az tepki verdiği gözlemlenmiştir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan, konuşma seslerine çok az tepki veren bir çocuğun sağır olarak algılanması nadir değildir; öte yandan, aynı çocuk kol saati sesine aşırı ilgi gösterebilir. Bazı çocukların yüksek ağrı eşiği veya acıya karşı farklılaşmış bir tepkisi vardır. Aslında, Otizm Spektrum Bozukluğu olan bazı çocuklar yaralanmalara ağlayarak veya rahatlık arayarak yanıt vermez. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bazı çocuklar bir duyusal deneyimi tekrarlayıp dururlar örneğin; sık sık bir melodi mırıldanırlar, şarkı söylerler veya konuşmadan veya kelimeyi kullanmadan önce reklam müziği söyleyebilirler. Bazıları özellikle vestibüler uyarılmadan, dönme, sallanma, aşağı yukarı hareket etmekten ve eğilmekten hoşlanırlar. Hiperaktivite ve Dikkatsizlik Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği, Otizm Spektrum Bozukluğu olan küçük çocuklarda yaygındır. Ortalama aktivite düzeyinin normalden az olması nadirdir ve olduğunda genellikle hiperaktivite ile yer değiştirir. Dikkat süresinin kısalığı, bir göreve odaklanmada zorluk, aynı zamanda günlük işleyişi de etkileyebilmektedir. Erken Gelişen Beceriler Otizm Spektrum Bozukluğu olan bazı bireylerin genellikle normal akranlarının yeteneklerinin ötesinde müthiş ezbere dayalı anılar ya da hesaplama becerileri gibi olağanüstü ve ayırıcı yetenekleri olabilmektedir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bazı çocuklarda diğer erken gelişmiş olması muhtemel yetenekler hiperleksi, erken kazanılan çok iyi okuma becerisi okuduklarını genellikle anlamazlar, ezberlemek, ezbere anlatmak ve müzikal yetenekler olarak sıralanabilir. Uykusuzluk Uykusuzluk, Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde sık karşılaşılan bir problemdir. Okul çağında çocukların % 44-83’ünde bulunduğu tahmin edilmektedir. Davranışsal ve farmakolojik müdahaleler uygulanmaktadır. Tedavi Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda tedavi hedefleri, davranışsal müdahalelerle sosyal etkileşimlerini, iletişimlerini geliştirmek, okula adaptasyonlarını, anlamlı akran ilişkileri geliştirmelerini sağlamak ve bağımsız yaşamlarını sağlayabilecek uzun vadeli becerilerini arttırmaktır. Psikososyal tedavi müdahaleleri Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların sosyal düzende becerilerini geliştirmeyi, olumlu sosyal davranışlarını arttırarak akranları tarafından sosyal kabullerinin artışını ve garip davranışsal belirtilerinin azaltılmasını hedeflemektedir. Vakaların çoğunluğunda dil ve akademik iyileştirme de gereklidir. Tedavi hedefleri arasında genellikle okulda ve evde ortaya çıkabilen ve geçişler sırasında alevlenen irritabl ve yıkıcı davranışların azaltılması da sayılabilir. Zihinsel engeli olan çocukların toplumsal olarak kabul edilebilir davranışlarını güçlendirmek ve öz-bakım becerilerini teşvik etmek, gelişimsel olarak uygun davranış müdahaleleri gerektirir. Ek olarak, Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların ebeveynleri, çocukları ile ilişkilerini ve etkinliklerini iyileştirmek amacıyla, sıklıkla psikoeğitimsel destek ve danışmanlıktan faydalanmaktadır. Yoğun davranışsal programlar, ebeveyn eğitimi ve katılımı ve akademik/eğitsel müdahalelerin dahil edildiği kapsamlı bir tedavi programı Otizm Spektrum Bozukluğu için en fazla umut verici sonuçları vermektedir. Bu kapsamlı tedavilerin bileşenleri genellikle pratik taklit, ortak dikkat becerilerinin geliştirilmesi, yönlendirilmiş ancak çocuk merkezli bir şekilde oyun oynama ve sosyal karşılıklılık yoluyla, sosyal becerileri, iletişimi ve dil becerilerinin artırılmasını içerir. Psikofarmakolojik Girişimler İlaç Tedavileri Otizm Spektrum Bozukluğunda kullanılan psikofarmakolojik müdahaleler çoğunlukla Otizm Spektrum Bozukluğu’nun temel özelliklerinden ziyade bu bozukluk ile ilişkili davranış bozukluklarının iyileştirilmesine yöneliktir. Hedef belirtiler irritabilite, geniş tanımıyla sinirlilik, öfke nöbetleri, kendine zarar verici davranışlar, hiperaktivite, dürtüsellik ve dikkat eksikliğidir. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Anasayfa Çocuk ve Ergen Psikiyatri Polikliniği Otizm Spektrum Bozukluğu OSB Otizm Spektrum Bozukluğu OSB Tanım – “ Otizm Spektrum Bozukluğu OSB “ ya da eski bilinen adıyla “ Yaygın Gelişimsel Bozukluk YGB “, çocukluk çağı nörogelişimsel bozukluklarından biridir. Belirtileri genellikle erken çocukluk döneminde başlar. Bazı çocukların gelişimi aksayarak ilerlerken, bazı çocuklar önce normal gelişim gösterip bir süre sonra gerileme gösterebilirler. Temel Belirtiler İki grup temel belirtisi vardır. 1- Bunlardan ilki toplumsal iletişim ve etkileşimde olan problemlerdir ; Konuşma ve dil gelişiminde görülen aksaklıklar gecikmiş konuşma, yetersiz kelime dağarcığı, ses tonunda tuhaflıklar Dilin kullanımında görülen problemler zamirleri yanlış kullanma “ben” yerine “o” gibi, sürekli aynı kelimeleri veya duyduğu anons benzeri içerikleri tekrarlama, karşısındaki kişinin sözlerini papağan gibi tekrarlama, İnsanlarla ve yaşıtlarıyla iletişim kurmaya isteksiz olma. Sürekli yalnız vakit geçirme isteği. Sosyal ortamlara uygun davranamama 2- İkincisi ise tekrarlayıcı davranışlar, ilgiler ya da etkinliklerdir ; Tekrarlayıcı motor hareketler kendi etrafında dönme, sallanma, parmak ucunda yürüme, ellerini sallama, kanat çırpma gibi Tekrarlayan konuşma kalıpları ekolali, perseverasyon Günlük rutinlere bağlı olma, sürekli aynı şeyleri yapma-yeme isteği ve düzenlerinin değişmesinden rahatsız olma Konu veya yoğunluk açısından anormal ilgi alanları Duyusal olarak aşırı ya da az duyarlılık ses, koku, dokunmaya hassasiyet, acıya/sıcağa aşırı duyarsızlık, belirli ses veya dokunuşlara karşı beklenmeyen tepki, nesneleri aşırı koklama veya onlara aşırı dokunma, ışık veya hareketle görsel olarak çok meşgul olma. *Duyusal Hassasiyetleri Bilmek Önemlidir. Çünkü Bunlar Öfke Nöbetleri İle Sonuçlanabilir!!! Nedeni Nedir? Temel sebebin genelde genetik faktörler olduğu düşünülmektedir. Ancak bu alanda çalışmalar halen sürmektedir. Beyin yapısı ve işlevlerini inceleyen çalışmalarda beynin belli bölgelerinde işlev farklılığından söz etmektedirler. Beynin bazı bölgelerinde küçülme, bazı bölgelerindeki sinir hücrelerinde kayıp ve beyin ağırlığının belli bir yaşta normalden fazla olması en önemli bulgulardır. Ne Zaman Uzmana Götürmeliyim? Normal gelişen bir bebek; Sosyal gelişim için; 1 ay civarı göz kontağı kurar, kendisine gülümseyen kişiye gülümser sosyal gülümseme. 3 - 4 ay civarı kucağa alınmaya tepki verir. 8 - 9. aylarda yabancıları ayırt eder. 9 ay civarı ona öğrettiğiniz hareketleri taklit edebilir cee oyunu, bye bye yapma 1 yaş civarı yaşıtlarıyla ilgilenmeye başlar. 2 yaş civarı paralel oyunlar koşma gibi, 3 yaştan sonra senaryolu oyunlar evcilik gibi kurgusal oyunlar oynar. 4 yaş civarı karşısındaki kişinin duygularını anlayabilir. empati gelişimi Dil gelişimi için; 6 ay civarı heceler 1 yaş civarı kelimeler 2 yaş civarı cümleler ile konuşmayı bekleriz. Bu gelişim basamaklarında aksaklık farkettiğiniz zaman bir uzmana danışmalısınız. Otizmin Derecesi Her Çocukta Aynı mıdır? Çok hafif sosyal iletişim bozukluğu belirtileri gösteren çocuklar olduğu gibi maalesef çok ağır düzeyde olan çocuklar da vardır. Bu tanıyı alan her çocuk hastalıktan eşit derecede etkilenmiş değildir. Otizmin Tedavisi Var mı? Otizmin en önemli tedavisi mümkün olan en erken zamanda başlatılan programlanmış özel bireysel eğitim seanslarıdır. Eğitimin temel hedefi sosyal iletişim alanındaki aksaklıkların giderilmesi olmalıdır. Gereken olgularda konuşma terapisi mutlaka uygun yaşta başlamalıdır. Eğitimin dışında otizme veya eşlik eden zihinsel problemlere bağlı olarak görülen davranış bozukluğu, etrafa veya kendine zarar verme, tekrarlayıcı hareketler, dikkat dağınıklığı ve uyku bozukluklarının tedavisi mümkündür. Ailelere Öneriler Çocuğunuzda bu belirtiler varsa kendinizi suçlamayın. Çünkü halk arasında bilinenin aksine sadece sunulan bakımın kalitesi ile otizm ortaya çıkmaz. Altta yatan genetik zemin ve üzerine eklenen çevresel faktörler ile de hastalıklar meydana gelir. Yukarıda bahsettiğim belirtiler çocuğunuzda mevcutsa mümkün olan en kısa sürede onu bir Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanına götürün. Erken tanı ve doğru eğitim ile çocuğunuz otizm tanısı ve belirtilerini tamamen kaybedebilir. Tanı kaybı mümkün olmayan çocuklarımızda ise sorun davranışları kontrol altına almak ve mümkün olan en iyi düzeye getirebilmek için yardım isteyin. Eğer çocuğunuz bir Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanından tanı almış ve özel eğitim alıyorsa, evde ek olarak neler yapabileceğinizi özel eğitimcinize mutlaka sorun. Maalesef ülkemizde verilen ayda 8 seans eğitim yeterli değildir. Otizm Broşürü için tıklayınız. Bu sitede verilen bilgiler, site ziyaretçilerinin/hastaların hekimleriyle mevcut ilişkilerini ikame etmek değil, desteklemek için tasarlanmıştır. Bu sitede yer alan bilgiler bir hekime danışmanın yerine geçmez. 2020
Kayıt Ol Giriş Yap Ana Sayfa Hakkında Nasıl Çalışır? Özel Gereksinim Grupları Yasal Mevzuat Zihinsel Yetersizlik Otizm Spektrum Bozukluğu Görme Yetersizliği İşitme Yetersizliği Bedensel Yetersizlik Süreğen Hastalıklar Dil ve Konuşma Bozukluğu Çoklu Yetersizlik Ruhsal ve Duygusal Bozukluk Genel Gelişim Geriliği Öğrenme Güçlüğü İletişim Kayıt Ol Giriş Yap Hakkında Nasıl Çalışır? Özel Gereksinim Grupları Yasal Mevzuat Zihinsel Yetersizlik Otizm Spektrum Bozukluğu Görme Yetersizliği İşitme Yetersizliği Bedensel Yetersizlik Süreğen Hastalıklar Dil ve Konuşma Bozukluğu Çoklu Yetersizlik Ruhsal ve Duygusal Bozukluk Genel Gelişim Geriliği Öğrenme Güçlüğü İletişim Tanıtım Otizm Spektrum Bozukluğu Tüm içerik ve kaynaklarda Kategori bazlı arama yapabilirsiniz. Otizm Spektrum Bozukluğu Prof. Dr. İbrahim Halil DikenOtizm Spektrum Bozukluğu 606 Kaynak Son Güncelleme 9152 Görüntüleme Paylaş Otizm Spektrum Bozukluğu OSB, toplumsal/sosyal etkileşimde ve iletişimde yetersizlikler ile davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerle ve toplumsal etkileşim, toplumsal iletişimde kullanılan dil ya da sembolik/imgesel oyun becerilerinin en az birinde 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağandışı bir işlevselliğin olması ile karakterize nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Tablo 1’de Amerikan Psikiyatri Birliği, Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması Elkitabı, Beşinci Baskı’sında DSM-V, 2014, OSB’nin tanı kriterleri 1. DSM-V 2014 yer alan tanı kriterleriA Şu anda görülen veya önceden görülmüş olan, farklı ortamlardaki sosyal iletişim ve sosyal etkileşimlerde, aşağıda belirtildiği gibi görülen kalıcı yetersizliklerA1. Normal olmayan sosyal yakınlaşma ve diyalogu devam ettirmeden, ilgi alanlarının, duygu paylaşımının ve sosyal etkileşimin sürdürülememesine kadar giden, sosyal-duygusal alanda Zayıfça oluşturulmuş sözel-sözel olmayan iletişimden, göz teması ve vücut dilinde anormallikler veya sözel olmayan konuşmayı anlama ve kullanmada yetersizlikler ile yüz ifadeleri veya mimiklerin hiç olmamasına kadar uzanan, sözel olmayan iletişimde sınırlıklar. A3. Farklı ortamlarda davranışları uyarlamaya zorluktan, hayali oyunları paylaşma ve arkadaşlık kurma, başka insanlara tamamen ilgisiz kalmaya kadar giden, yaşa uygun ilişki kurma ve sürdürmede Şu anda görülen veya önceden görülmüş olan, sınırlı, yineleyen davranış örün-tüleri, ilgileri ve etkinliklerinden aşağıda belirtilenlerin en az ikisiB1. Stereotipik veya yineleyen konuşma, motor hareketler veya nesne kullanımı basit motor stereotipiler, ekolali, nesnelerin sürekli kullanımı veya kendine özgü sözel kalıplar. B2. Rutinlere, sözel-sözel olmayan ritüel hareketlere aşırı bağlılık veya değişime karşı aşırı direnç motor rutinler, aynı yola veya yemeğe ısrar etme, yineleyen sorular veya ufak değişikliklere yönelik aşırı stres. B3. Yoğunluk ve odaklanma bakımından anormal, fiks ve sınırlı ilgiler olağan-dışı nesnelerle, aşırı yineleyen ilgi alanlarına güçlü bağlılık veya meşgul olma. B4. Duyusal girdilere çok veya az tepki veya çevrenin duyusal özelliklerine sıra dışı ilgi acıya/ısıya/soğuğa kayıtsızlık, bazı seslere, yüzeylere farklı tepkiler, nesneleri aşırı koklama, dokunma, ışıklara dönen nesnelerle büyülenme. Şiddet düzeyi sosyal iletişim bozuklukları ve sınırlı yineleyen davranış örüntü-lerine Belirtiler erken çocukluk döneminde görülmelidir Sosyal taleplerin, sınırlı kapasiteyi aşmasına kadar kendisini tam olarak göstermeyebilir ya da sonraki yaşamda öğrenilmiş olan stratejiler sayesinde maskelenebilir. D Belirtiler sosyal, mesleki veya diğer önemli günlük yaşam işlevselliğinde klinik açıdan belirgin bozukluğa neden olur E Bu yetersizlikler zihinsel yetersizlik zihin gelişimi bozukluğu ya da genel gelişimsel gecikme ile daha iyi açıklanmaz. Zihinsel yetersizlik ve otizm spektrum bozukluğu sıklıkla beraber bulunurlar; otizm spektrum bozukluğu ve zihinsel ye-tersizlik ortak tanısı için, sosyal iletişim var olan tahmini gelişim düzeyinin altında V’te, OSB’den etkilenme/destek düzeyi üç farklı derecede belirtilmektedir. Bu düzeyler Tablo 2’de ifade 2. DSM-V’e göre OSB’den Etkilenme/Destek DüzeyleriDestek DüzeyleriSosyal iletişimSınırlı, yineleyen davranışlarDüzey 3 Ağır düzeyde destek gereksinimiSözel ve sözel olmayan iletişim becerilerindeki ağır yetersizlikler işlevsellikte önemli bozukluklara yol açabilir, sosyal etkileşim girişimleri çok azdır ve başka-larından gelen sosyal etkileşim davranışları da en az düzeyde karşılık bulmaktadır. Örneğin; birkaç anlamlı kelime çıkarabilen, nadiren etkileşim girişimleri olan, bu girişimleri de yalnızca gereksi-nimlerini karşılamak üzere farklı yaklaşma davranışlarından ibaret olan ve yalnızca doğrudan sosyal yaklaşma davranışlarını yanıt veren bir esnekliğin olmaması, değişikliğe uyum sağlamada aşırı zorluklar ya da işlevselliğin bütün alanlarını olumsuz etkile-yen diğer sınırlı/yineleyen davranışlar. Odak noktasını ya da davranışı değiştirme-de büyük stres ve 2 Orta düzeyde destek gereksinimiSözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinde belirgin sınırlıklar, sağlanan yerinde desteklere rağmen görülen sosyal bozukluklar, sosyal etkileşimlerin sınırlı olması ve başkalarından gelen sosyal etki-leşim davranışlarına azalmış ya da garip karşılıklar. Örneğin; basit kelimeler konuşan, etkileşim dav-ranışları dar, özel ilgilerle sınırlı olan ve belirgin ölçüde değişik, sözel olmayan iletişimi olan esnekliğin olmaması, değişikliklerle baş etmede zorluklar ya da herhangi birinin dikkatini çekecek ölçüde ve farklı ortamlardaki işlevselliği olumsuz etkileyecek kadar sık, sınırlı ve yineleyen dav-ranışlar. Odak noktasını ya da davranışı değiştirmede stres ve 1Hafif düzeyde destek gereksinimiYerinde destekler olmadan, sosyal iletişimdeki sınırlıklar belirgin bozukluklara yol açmaktadır. Sosyal etkileşim girişimlerinde zorluk ve başkalarından gelen sosyal etkile-şim davranışlarına atipik ya da ba-şarısız karşılıklar göstermeye dair açık örnekler. Sosyal etkileşime dair ilgisi azalmış gibi gözükür. Örneğin; tam cümleleri konuşabilen ve iletişim sağlayabilen ancak başkalarıyla süregelen diyaloğu başarısız ve arkadaş edinme ça-baları garip ve genellikle başarısız olan esnekliğin olmaması bir ya da daha çok ortamdaki işlevselliği belirgin ölçüde olumsuz etkilemektedir. Etkinlikler arası geçişlerde zorluklar vardır. Organizasyon ve planlamadaki problemler bağımsızlığı Otizm Spektrum Bozukluğuna ilişkin genel özellikler yer almaktadır. Bu özelliklerin her biri tümüyle bir çocukta olmayabilir ya da her çocukta özelliğin süresi, biçimi veya etkisi farklı Spektrum Bozukluğu Gösteren Çocukların Genel Özellikleri Sosyal Etkileşim ve İletişim Alanı Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda göz kontağı kurmaktan kaçınma davranışı gözlemlenebilir. Göz kontağı kurduğunuz da bakışını başka tarafa çevirebilir. OSB olan çocuklarda taklit becerilerinde yetersizlik gözlemlenebilir. Oyun ya da öğrenme etkinlikleri sırasında diğer insanları taklit etmesi gerektiğinde yapamayabilir. Bu nedenle yetişkinin çocuğun gereksinimi doğrultusunda ipuçlarını kullanabilmesi gerekebilir. OSB olan çocukların ilgisiz, çekingen, içe kapanık olması gözlemlenebilir. Grup etkinliklerinde yalnız çalışmayı tercih edebilir, arkadaşlarından kaçınabilir. OSB olan çocukların uygun olmayan şekilde gülme, kıkırdama davranışları gözlemlenebilir. Örneğin, hikaye okuma etkinliği gibi sessizliğin gerektiği bir etkinlik anında aniden gülme ya da kıkırdama davranışı gösterebilir. OSB olan çocuklarda oyuncak ve nesneleri uygun olmayan şekilde kullanma gözlemlenebilir. Serbest zaman etkinliği sırasında arabayı sürmek yerine tekerleklerini çevirebilir. OSB olan çocukların rutinlerine bağlı olduğu, aniden değişen rutinlerin rahatsız olmalarına neden olduğu gözlemlenebilir. Örneğin; her gün beslenme etkinliği aynı yer, aynı saatte iken, bir gün yerinin ya da saatinin değişmesi durumunda huzursuzlaşabilir. OSB olan çocukların nesneleri sıraya dizme, düzenleme, sırası bozulduğunda rahatsız olma gibi davranışlar sergiledikleri gözlemlenebilir. Örneğin, oynadığı yapboz parçalarını belli bir örüntüde sıraya dizebilir. Bu sırayı bozduğunuzda problem davranış sergileyebilir. OSB olan çocukların sözcükleri tekrar etmeleri ekolali gözlemlenebilir. Belli başlı sözcükleri bağlama uygun olmaksızın tekrar edebilir. OSB olan çocukların basit yönergelere uygun olmayan tepkiler vermeleri gözlemlenebilir. Otur denildiğinde duymamış gibi yürüyerek gidebilir. OSB olan çocukların elde etmek istediği şey için istekte bulunmamaları gözlemlenebilir. Örneğin, susadığında su istemeyebilir. OSB olan çocuklar iletişime tepkide bulunmayabilir. Örneğin; adı söylendiğinde tepkisiz kalabilir, başını ve bakışlarını başka yöne çevirebilir. OSB olan çocuklar zamirleri uygun olmayan biçimde kullanabilir. Örneğin, kendisinden “ismiyle” ya da “sen” olarak söz edebilir. OSB olan çocuklar kısa hikaye ya da bir durumla ilgili sorulara uygun olmayan cevaplar verebilir. Örneğin, Türkçe dil etkinliğinde okuduğunuz hikayedeki kahramanın adını sorduğunuzda kahramanın adı yerine bir nesnenin adını söyleyebilir. OSB olan çocuklarda tek düze duygudan yoksun ya da bozuk ses tonuyla konuşma gözlemlenebilir. Konuşurken robotik bir ses tonuyla, tonlama yapmadan konuşabilir. Sınırlı Tekrarlayıcı Davranışlar ve İlgi Alanları OSB olan çocuklarda bazı yiyecekleri yememe gözlemlenebilir. Beslenme zamanında bazı yiyecekleri yemeyi reddedebilir. OSB olan çocuklarda yenilemeyen nesneleri tatma davranışı gözlemlenebilir. Örneğin, oyuncakları, kalemleri emebilir, yemeye çalışabilir. OSB olan çocuklarda tekrarlayıcı koklama davranışı gözlemlenebilir. Örneğin, nesneleri ya da insan eli, saçını koklayabilir. OSB olan çocuklarda tekrarlayıcı dönme davranışı gözlemlenebilir. Kendi etrafında ya da daireler çizerek dönme davranışı sergileyebilir. OSB olan çocuklarda döndürülmek üzere tasarlanmamış nesneleri döndürme davranışı gözlemlenebilir. Örneğin, tabak, fincan ya da bardak gibi nesneleri döndürebilir. OSB olan çocuklarda ani hareketler gözlemlenebilir. Bir yerden bir yere hareket edeceği zaman fırlayarak aniden hareket edebilir. OSB olan çocuklar kendini uyarıcı davranışlar sergileyebilir. Örneğin, çok tiz ya da farklı sesleri kendini uyarmak için çıkarabilir iiii-iii gibi OSB olan çocuklarda öne arkaya sallanma davranışı gözlemlenebilir. Örneğin, sandalyesinde otururken ya da ayaktayken öne ve arkaya doğru sallanma davranışı gösterebilir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların erken tanılanması ve erken müdahale hizmetlerinden yararlanması oldukça önemlidir. Her ne kadar Otizm Spektrum Bozukluğunun belirtileri erken dönemde ortaya çıkabilse de, tanılama ve müdahale hizmetlerinden yararlanamayan çocuklar için ebeveynlerin çok önemli bir rolünün olduğu unutulmamalıdır. KaynakçaAmerikan Psikiyatri Birliği. 2014. DSM-5 Tanı Ölçütleri Çev. Köroğlu, E.. Ankara HYB İ. 2019. Otizm Spektrum Bozukluğu OSB Olan Öğrenciler. İçinde Diken Ed.. Özel Eğitime Gereksimi Olan Öğrenciler ve Özel Eğitim. Ankara Pegem 2011. Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2-Türkçe Versiyonu Çev. Diken, İ; Ardıç, A.; Diken, Ö.. Ankara Maya Akademi. “Proje EV-DES Erken Çocukluk Döneminde Gelişimsel Gerilik/Yetersizlik Tanılı Çocukların Ebeveynlerine Yönelik Çevrim içi Evde Destek Programının Tasarlanması ve Uygulanması” adı ve 120K170 proje numarası ile TÜBİTAK 1001 COVID-19 özel çağrılı program kapsamında 1 Temmuz-31 Aralık 2020 süresince Tübitak ve Anadolu Üniversitesi tarafından desteklenmiştir.
hafif düzeyde otizm spektrum bozukluğu